Okul öncesi dönem 3-6 yaş arası çocukları kapsar.  Bu dönem yetişkinlik için temel oluşturan pek çok alışkanlığın geliştirildiği bir dönemdir. Küçüklüklerinde doğru alışkanlıklar edinememiş bireylerin yetişkinlik dönemlerinde bu alışkanlıklarından kurtulmaları çok zor olmaktadır. Yaşamın her döneminde olduğu gibi bu dönemde de sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yeterli ve dengeli beslenme oldukça önemlidir. Araştırmalar yetersiz ve dengesiz beslenen çocukların hem fiziksel hem de zihinsel gelişim yönden geri olduklarını ortaya koymaktadır. Çocukluklarında sağlıklı beslenen bireylerin ileri yaşlarda birçok hastalığa yakalanma riski daha düşüktür.

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLUK DÖNEMİ BESLENMESİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Beslenme alışkanlıklarının temelinin sağlamlaştırıldığı bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme kadar, iyi geliştirilmiş sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek de oldukça önemlidir. Okula başlamadan önceki son dönem olan bu zamanlarda çocuğa iyi alışkanlıklar kazandırılırsa ilerleyen zamanlarda çeşitli etkenler ile bu alışkanlıkların bozulması oldukça zor hale gelir.

Okul öncesi dönem çocuğu yemeğini yardımsız yiyebilir. Bu dönemde çocuk genellikle gözlemci ve taklitçidir. Çocuğun sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmesinde anne babanın tutarlılığı ve ona iyi örnek olması en temel koşuldur. Anne ya da baba yemek seçici ise ve yemekte aşırı titiz davranılıyorsa (çocuğun üstüne dökmemesi, etrafa sıçratmaması için sürekli uyarılıyorsa) çocuğun olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşır. Bu süreçte ebeveynlerin çocuk beslenmesi için doğru besinleri seçmesi ve çocuğun sağlığı açısından gerekli olan her türlü besini almasına önem göstermesi gereklidir. Çocuğun aile ile masada oturması uygun beslenme alışkanlığı kazanması için büyük önem taşır.

Okul öncesi dönem çocuğu besinlere karşı belirli ve kesin tavırlar koymaya başlar. Bu yaş grubu çocuklar seçicidir ve besin grupları içinde en az sebzeleri severler. Bu dönemde ebeveynleri tarafından çocuklara yemek konusunda ısrarlı davranmak onların yemeği tümden reddetmesine yol açabilir. Anneler besinleri çocuklara sunarken pişirme şekli ve servisine özen göstermelidirler. Ayrıca çocuğun sevmediği yemekleri sofraya koyarak onun görmesini ve öğrenmesini sağlamak da çocuğun ileri dönemlerde bu yemekleri severek yemesini kolaylaştıracaktır. Çocuklara yemek yemedikleri zaman incitici sözler söylenmemelidir. Yemek ile ilgili bir ceza verilmemelidir. Çocuklara sevmedikleri bir besin için ısrar edilmemeli, yemek önüne konulmalı, 20 dakika geçmesine rağmen yemiyorsa önünden kaldırılmalıdır. Besleyici ara öğünler tüketimi teşvik edilerek çocuğun atıştırmalardan uzak durması ve fazla ağırlık kazanması engellenmelidir. Ara öğünlerde simit, peynir, ayran, küçük peynirli sandviçler, meyve, sebze veya taze sıkılmış meyve suları gibi besinler verilmeli; cips, çikolata, hazır kekler, bisküvi verilmemelidir. Öğünlerden önce çocuğa şekerlemeler, çikolatalar, cips gibi besinler vermek veya acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek çocuğun iştahını olumsuz yönde etkilemektedir. Yemekler tabağa yiyebileceği miktarda konulmalı çocuğun yemeğini bitirme hazzı yaşaması sağlanmalıdır. Çocuklar grup içinde ve anneden ayrı olduklarında daha farklı davranış sergileyebilirler. Evde hiç yemediği bir yemeği kreş veya anaokulunda arkadaşları ile birlikte iştahla yiyebilir. Çocuklar için iki öğün arası 4-5 saatten az olduğunda çocuğun fizyolojik açlık duygusu gelişemeyebilir. Bu nedenle iştahsız çocuklar daha uzun aralıklarla beslendiklerinde daha iyi yemek yerler.

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE ENERJİ VE BESİN ÖGESİ GEREKSİNİMLERİ

Hiçbir çocuğun enerji ve besin ögesi gereksinimi bir diğerine eşdeğer değildir. Çocukların gelişim durumlarını iyi değerlendirmeli ve çocuk gereksiz yere yemesi için zorlanmamalıdır. Çocukluk yaşlarında büyüme ve gelişme çok iyi izlenmelidir. Büyümenin izlenmesi, büyümenin belli aralıklarla uygun standartlar doğrultusunda değerlendirilmesi, normalden sapmaların erken dönemde tanımlanması ve gereken önlemlerin alınmasını kapsar. Bu şekilde büyüme geriliği ve obezitenin geliştiği durumlar tespit edilir. Büyümenin izlenmesinde boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kol çevresi ve baş çevresi ölçümleri ile yaşa göre boy uzunluğu, yaşa göre vücut ağırlığı, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığı ve yaşa göre beden kütle indeksi en çok kullanılan antropometrik ölçümlerdir. Ancak gerekli durumlarda göğüs çevresi, deri kıvrım kalınları ve vücut oranları gibi antropometrik ölçümler de yapılmaktadır.

Her çocuk kendi genetik yapısına bağlı olarak kendine özgü büyüme ve gelişme hızı göstermekte olup, büyümenin izleminde büyüme standart veya referans değerleri (eğrileri) kullanılmaktadır. Büyüme değerleri çocuğun beslenme biçiminin vücut gereksinimlerini karşılayıp karşılamadığını anlamaya yarayan güvenilir bir yöntemdir. Çocukların büyüme ve gelişmeleri yılda bir kez çocuk endokrin uzmanları tarafından değerlendirilmelidir.

Enerji gereksinimi: Harcanan ile alınan enerji arasında denge olması gerekir. Alınan harcanandan az ise gelişme istenen düzeyde gerçekleşmez. Alınanın harcanandan çok fazla olması durumunda da şişmanlık gelişir. Enerji gereksinimi çocuğun yaşı ve antropometrik değerlerine göre değişiklik göstermektedir. Çocuğun aldığı enerjinin yeterli olup olmadığı büyümenin izlenmesi ile anlaşılır.

Protein gereksinimi: Okul öncesi dönemde çocukların protein gereksinimi yüksektir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme gösterebilmeleri için proteinden zengin besinleri yeterince tüketmeleri gerekir. Bu dönemde çocukların günlük protein gereksiniminin yarıdan fazlası et, süt, yumurta gibi iyi kalite proteinden sağlanmalıdır.

Vitamin ve mineral gereksinimi: Vitamin ve minerallerin yetersiz alınmaları vücutta çeşitli bozuklukların ve hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.  Pek çok vitamin ve mineral besinlerde çok yaygın olarak bulunduğundan yetmezlik belirtilerinin ortaya çıkması kolay değildir. Yeterli ve dengeli bir diyetle beslenildiğinde vitamin ve minerallerin tümü sağlanmış olur. Vitaminler için en iyi kaynaklar meyve ve sebzelerdir. Çocuklar için en önemli mineraller ise kalsiyum ve demirdir. Ülkemizde yeterli miktarda güneş ışınlarından yararlanılmadığı ve D vitamininden zengin besinler (et, yumurta, deniz ürünleri gibi) tüketilmediği için D vitamini eksikliği sık görülür. Kalsiyum ve D vitamini yetmezliğinde kemik zayıflığı, demir yetmezliğinde kansızlık oluşur.

OKUL ÖNCESİ BESLENMESİNDE BİLMEMİZ GEREKENLER

  • Okul öncesi (3-6 yaş arası) dönemde beslenme, çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimi için oldukça önemlidir.
  • Sağlıklı beslenme alışkanlığının geliştirilmesi ailenin beslenmesi ile ilgilidir.
  • Yemek konusunda ısrarlı davranılmaması gerekirken, çocuğun sevmediği yemekleri sofraya koymaya devam ederek görmesini ve öğrenmesini sağlamalıdır. Yemek ile ilgili ceza verilmemelidir. Yemekler tabağa küçük miktarlarda konularak çocuğun yemeğini bitirme hazzı yaşaması sağlanmalıdır.
  • Ara öğünlerde iştahı azaltacak cips, çikolata, hazır kekler, bisküvi ve şekerlemeler verilmemelidir.
  • Fizyolojik açlık duygusunun gelişmesi için öğün araları 4 saatten az olmamalıdır.
  • Çocuğun yeterli miktarda enerji alımı sağlanmalı, öğünler protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral yönünden yeterli ve dengeli olmalıdır.
  • Ülkemizde çocuklar yeterli güneş görmediği ve D vitamininden zengin gıdalar tüketmediği için D vitamini eksikliği sıktır. Bu nedenle D vitamini düşük olanlara ek D vitamini verilmelidir.
  • Anne sütünde D vitamini yeterli olmadığı için 0-1 yaş grubunda yazın 400 ünite, kışın 800 ünite/gün D vitamini ek verilmelidir.
  • Beslenme açısından sorunlu olan çocukların büyüme ve gelişmeleri yılda bir kez çocuk endokrin uzmanları tarafından değerlendirilmelidir.